Korku
Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba bugün kitabımı okurken uzun süredir paylaşım yapmadığımı farkettim. Ve yeni bir başlangıçtan sonra en doğru konunun cesaret ve korku olacağını düşündüm.
İlk önce korkunun kelime anlamına bakmakla başlayalım. Gerçek bir tehlikenin ya da bir tehlike olasılığının, düşüncesinin uyandırdığı kaygı duygusu. Peki kelimenin biraz daha köküne inelim ve kork kelimesine bakalım. Kork kelimesinin türemesine sebep olan ilk Türk kelimesi korumaktır. İlk olarak korunma refleksiyle davranmak anlamında kullanılmıştır.
Peki nedir bu korunma refleksiyle davranmak olayı? İnsanlar neden reflekslerle davranır? İnsanları reflekslerle davranmaya iten nedir? Aslında bunların hepsin cevabı da aynıdır. İnsanlara çoğu durumlarda yanlış yaptırtan duygularıdır. En yapmam dediklerinizi bir anda yaparken kendinizi bulursunuz eğer duygularınıza yenik düşerseniz. İnsanoğlunun kendinle olan savaşıdır duyguları aslında. Herkesin içinde bir mantık ve duygu savaşı vardır. Ve kazananı belirlemek tamamen bizim elimizdedir. Dışardan gelen manipüleleri farkedip belirlemek tamamen bizim elimizdedir.
En güçsüz yanımız her zaman duygularımızdır. Ve duyguların matematiğini hesaba kattığınız zaman her şey daha kolay olmaya başlayacaktır. Ve duygularımız içinde en güçlü olanı kesinlikle korkudur. Varlığını hiçbir zaman inkar edemediğimiz bir duygudur. Aslında korkuların bir sürü nedeni vardır. Görünür olma korkusu, görünmez olma korkusu, var olanı veya alışılmışı kaybetme korkusu, hayatın gerçekleri ile insanın gerçeklerinin uyuşmama korkusu... Bunun gibi binlerce korku türü sayabiliriz ve bunların sonucunun varacağı tek yer ise bilinmezliğe olan korkudur.
Örneğin görünür olma korkusunu ele alacak olursak bazı insanlar topluluk önünde konuşma yapmaktan korkarlar çünkü kendini ifade edememekten korkarlar, çünkü insan önüne çıktıklarında ne konuşacaklarını BİLMİYORLARDIR. Çünkü topluluklarının onlar için ne düşüneceklerini BİLMİYORLARDIR.
Görünmez olma korkusunu ele alalım. Özellikle popüler insanların bir korkusudur bu ya görünmez olursam diye korkarlar çünkü popülerliğim azalırsa nasıl kazanabilirim, az kazanırsam yaşadığım hayat standartlarından nasıl kısabilirim, bunların sonucunda yaşamları nasıl değişir BİLMİYORLARDIR.
Yani uzun lafın kısası bütün korkuların hepsi tek bir sebebe dayanır bilinmezliğe ve bu bilinmezlik insan beynindeki o boşluk korku duygusunu harekete geçirir. Bu yüzden ilk olarak korkunuzu kabullenmemiz gerekir. Peki ya sonra? Daha sonrasında artık bilinmezliğin kapılarını aralayıp içerde neler olduğunu görmemiz gerekir. Korkunun üstüne giderek mantık ve duygu savaşında, duygunuzu mantığınızla en iyi şekilde manipüle edebilmemiz gerekir. Sınırlarımızın dışına çıkmamız gerekir.
Kapalı kapılarımızın ardındaki karanlık odalardan daha aydınlık yarınlara çıkabilmemiz gerekir...

Nice yazıların olsun, merakla takipteyiz. 🍀
YanıtlaSil